Kartalhaber.com BJK Transferleri
  :: Reklam
  :: Anasayfa
  :: Futbol
  :: Basketbol
  :: Voleybol
  :: Diğer Sporlar

  Dosya

Basri Baykoç
Nobre doğrusu!
Haluk Kesim
Neden Fatih Tekke?
a

Fanatik Bebek Resimleri

a

a

a

a

a

istek.net

 






Röportaj
Vahap Hacıoğlu: Beşiktaş büyük düşünmeli

Vahap Hacıoğlu Beşiktaş medyasının önemli isimlerinden biri...Medyada diğer ismi 'Adam gibi adam'... Hem iyi bir insan hem de on parmağında on marifet olan bir gazeteci ... Haber, röportaj ve fotoğraflarla Beşiktaş'ın gündemini adım adım izleyen birisi... Son olarak Habertürk Gazetesi'ne transfer olarak adından bahsettirdi. Mesleğini çok seven, başarılı işler yapan ve bir o kadar da alçak gönüllü bir emekçi...

Vahap Hacıoğlu ile Beşiktaş'ın dününü bugününü hatta geleceğini konuştuk.

Karşınızda Vahap Hacıoğlu...

Bu meslekte mutlaka herkesin bir hikayesi vardır. Sizin hikayeniz nedir?

V.H: Küçük yaşlardan beri tüm büyüklerimizin sorduğu hani klasik bir sorusu vardır ya! Büyüyünce ne olacaksın diye? İşte ben kendimi bildim bileli gazeteci olacağım derdim. Çocukluk hayallerimi gerçekleştirdim diyebilirim. Tabii bu mesleğe başlamamdaki en büyük etki. Mahallemizde oturan bir gazeteci ağabeydir.

Peki ilk olarak nerede başladınız? Ve sizi buralara kadar getiren hikayenizi anlatabilir misiniz?

İlk olarak mesleğe Son Havadis'te adım attım. Daha sonra Yeni Asır çıkmıştı. İzmir'in Yeni Asır'ı Türkiye genelinde yayın yapmak üzere kurulmuştu. Tutmayıp kapanınca oradan Güneş gazetesine geçtim. O sıralar Şansal ağabey müdürdü. O çağırmıştı. Voleybol maçlarına gidiyordum. Son Havadis ile başlayan meslek yaşantımız,sırasıyla Son Havadis,Yeni Asır Güneş,Sabah ve son olarak da Haberturk'te devam ediyor.

Peki Beşiktaş'ı takip etmeyi siz mi istediniz yoksa meslek gereği size Beşiktaş' mı düştü?

O dönemde müdürlerin inisiyatifine kalmış bir durumdu. Benimde şansım yaver gitmişti ki beni Beşiktaş'ı takip etmekle görevlendirdiler. Ben Şeref Stadı'na yetiştim. O günleri görmek biraz ayrıcalık olsa sanırım. O zamanlar İlker ağabey,Faik ağabey, rahmetli Yusuf Noberiler vardı.

O zamanları anlatabilir misiniz?

O zamanlar tesislerin yanında sahilde şarapçılar vardı. Ama kimseye zararları olmayan kendi halinde insanlardı. Ama Perşembe günleri gerçekten eğlenceliydi herkes için. Çünkü Perşembe günleri kadınlar günü olurdu havuzda. Tam da soyunma odasının yanında. Tüm futbolcular gözlerini havuza doğru dikerlerlerdi. Şimdiki Çırağan'ın olduğu yer. (Gülüyor)

Sahada olmak nasıl bir duygu? O atmosferi en yakından hisseden biri olarak ne anlatırsınız bizlere?

İlk başta olan heyecan daha sonra kalmıyor ama adeta sahayla,seyirciyle,futbolcularla bütünleşiyorsunuz. Siz de o atmosferin bir parçası oluveriyorsunuz.

Bu mesleğin en eskilerinden birisiniz. Bundan yirmi yirmi beş sene önce nasıldı bu işler!

Eskiden futbolcularla çok daha yakındık. Aynı uçağı paylaşıyorsunuz. Aynı otel'de kalıyorsunuz. Yani futbolcunun her şeyini biliyorsunuz. Daha samimi bir ortam vardı diyebilirim. Özel televizyonların çıkması ve Televole kültürü bu işi bitirdi.

Peki hangisi daha doğru? Araya daha çok mesafe girmesi kötü mü oldu?

Kötü olmadı tabii. Eskiden sadece TRT vardı. Daha sonra kanal6 ve Star ile başlayan süreç kontrol altına alınamadı. Böyle olması çok daha iyi. Çünkü önceden bir haberi göremezden gelebiliyorduk. Ama şimdi böyle bir şey söz konusu değil. Çünkü muhabirler çok. Özel kanal ve gazeteler çoğaldı. Böylelikle yöneticiler bu işe el koydu. Ama şu an ki uygulama çok daha iyi.

En çok kimin fotoğrafını çekerken keyif alıyordunuz ve ya alıyorsunuz?

Benim için en büyük keyif Sergen'in fotoğrafını çekmekti. Tabii Metin,Ali Feyyaz dönemi için ayrı bir parantez açmam gerekecek. Tabii Metin'in o müthiş deparını atarken sallanan Aslan yelesi saçları bir fotoğraf için çok güzel karelerdi. Ama dediğim gibi Sergen benim için çok ayrı yeri olan bir futbolcuydu. Hala da öyledir.

Zaman zaman çok önemli haberlere imza atıyorsunuz. Beşiktaşlı futbolcularla da çok seviyeli bir ilişkiniz var. Bazen yaptığınız sivri haberler aranızdaki ilişkiye bir sekte vuruyor mu?

Tabii ki olması gereken bu. Yani ölçüyü siz belirliyorsunuz. Karşılıklı anlayış diyelim. Bir de arkadaşım diye bir haberi pas geçmek olmaz. Ya da sadece haber olsun diye bir iş yapılmaz. Bazen bazı haberleri görmezden gelirsiniz. Bunda herhangi bir sakınca görmüyorum. Çünkü futbolcu seni arkadaşı olarak gördüğünden yanında çok özel şeyler konuşuyor. Bunları haber olarak servis etmek mesleğin etiğine de yakışmaz.

Beşiktaş'ın en şaşalı dönemi olan Milne döneminde, futbolcuların arasındaki ilişki nasıldı? Şimdikinden nasıl bir fark vardı?
O zaman ki futbolcuların arkadaşlık ilişkilerini değerlendirdiğinizde şimdikinden ne farkı var? Değerlendirebilir misiniz?


O yıllarda futbolcular arkadaşlıktan öte bir kardeş ilişkisi vardı. Aralarından su sızmazdı. Şimdi belki yine vardır ama ben o yılları çok daha samimi görüyorum. Bir defa o dönemin futbolcularının genel-kültür seviyesi çok yüksekti. Metin,Ali,Feyyaz, Gökhan hepsi üniversite mezunuydu. Diyelim bir seyahate gittiğimizde oturdukları masada entelektüel bir hava görüyordunuz. Politika'dan dünyadaki tüm gelişmelerin konuşulduğu bir Beşiktaş vardı.

Sizin gözünüzde Beşiktaş'ın gelmiş-geçmiş en iyi futbolcusu kimdir? Hani nasıl derler en delikanlısı kim?

Bana göre tabii ki Sergen.

Neden Sergen?

Bir defa Sergen hem doğal hem dobra. Yani tam manasıyla bir delikanlı. Eğer bir olaya kızmış ise hayatta arkanızdan konuşmaz ve ya iş çevirmez. Yüzünüze söyler. Orası burası oynayan adamlardan değildir. Bir iş doğruysa kimse ona aksi yönde bir şey dedirtemez ve yaptıramaz. Size bir anımı anlatayım: 2003 yılında kamptayız. Sergen'in sakatlığı vardı. İdmanlara çıkmıyor. Serdar Bilgili yönetimi var. Ben de o gün Sergen'e dedim ki: Gel beraber koşalım. Koşarken dedim ki Sergen her kafadan bir ses çıkıyor. Oynayacak mısın? Diye sordum. Oynayamam mümkün değil! O zaman da yönetim durmadan açıklama yapıyor: 'Sergen oynayacak' diye. Ben bu haberi gazeteye yolladığımda İstanbul'da yer yerinden oynadı. Tabii hemen İstanbul'dan telefonlar gelmeye başladı. Sabahın köründe Sergen'i arayıp "bu haberi tekzip edeceksin. Basın toplantısı yapıp bu haberi yalanlayacaksın" dediler. Sergen basın toplantısı yaptı. Başkanın, asbaşkanın yönetimin o kadar baskına rağmen Sergen haberi yalanlamadı. Şimdikilere bakıyorsun. Dün söylediği bir şeyi ertesi gün yalanlıyor.

Sanki o döneme çok büyük bir özlem duyuyorsunuz Neden?

Belki jenerasyon farkı diyelim. Belki de yaşlanıyoruz ( Gülüyor). Ama o dönemki futbolcularla aynı dönem olduğumuz için çok daha iyi anlaşıyorduk belki de. Metin,Ali, Feyyaz misal hepimizi aynı dönemin çocuklarıyız. Şimdi yaş farkı olduğu için belki de o hava yakalanmıyor. Misal o dönemde futbolcuyu alıp kaçırabiliyordunuz! Alıp yemeğe gidiyordunuz. Tabii futbolcunun size karşı inanılmaz bir güveni vardı.

Zaman zaman atlatma haberlere imza atıyorsunuz bunun sırrı nedir?

Uzun yıllardır camianın içinde bulunduğumuz için bu bizi biraz şanslı yapıyor. Tabii sadece bize has bir şey değil. Herkes zaman zaman atlatma haber yapıyor. Eskiden çok daha fazlaydı. Çünkü tüm idmanlar basına açıktı. Sabah 10:00 akşam 18:00'a kadar Fulya'daydık. Futbolcu arabadan iniyor. Yanından geçiyor. Birebir görüştüğün için de bu işler çok daha kolay oluyordu. Şimdi işler değişti. Şimdi sadece telefonla görüşüyorsun. Tecrübeli olanlar telefonla işlerini halledebiliyorlar. Yapamayanlar da uydurma haber yapıyor. Eskiden yalan habere gerek yoktu. Çünkü her şey haberdi zaten. O zamanlar Fulya'da yaşıyorduk diyebilirim. Transfer dönemi de kulüp binasından çıkmıyorduk.

Taraftar değişti mi? O zamandan bu zaman taraftarı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Vallahi değişti de olumlu yönde mi olumsuz yönde mi o tartışılır. Çünkü önceden kavga çıksa bile yumruk yumruğa olurdu. Kesinlikle öyle kesici aletlere rastlayamazdınız. Misal derbilere biz geceden giderdik. O zaman açık ve kapalı kavgası vardı. Çünkü o zaman yarı yarıya bir uygulama vardı. Kapalının ortasını kapma kavgası vardı. Tabii Çarşı her zaman kapalının ortasını alırdı. Şimdi hiç hoş değil. Deplasman takımı çok az seyirci ile takımını temsil ediyor. Bu da heyecanı alıp götürüyor.


Mustafa Denizli için ne diyorsunuz?

Kesinlikle Beşiktaş için bulunmaz bir şans. Mutlak suretle Beşiktaş'ta kalmalı. Çünkü vitrin,karizma her şeye sahip bir defa. Beşiktaş'a bir defa güven getirdi. Ekran'ı doldurabilen aynı zamanda gündemi belirleyebiliyor. Dışarıdan bakan birisi çok rahat bir şekilde Denizli'nin karizmasını anlayabiliyor.

Herkese ayrı bir hava geldi. Tesislerde çalışanlara bile ayrı bir hava getirdi. Beşiktaş'taki negatif havayı dağıttı. En basitinden bir defa devamlı gülen birisi. Bu da kendine güvenin bir göstergesi. Yaptığı transferler ortada gerçekten Denizli bu işi çok iyi biliyor.

Artık Beşiktaş'ın alt yapısından da futbolcu yetişmiyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?

En son Nihat ve Yasin vardı. Nihat'ın geri dönmesine çok sevindim. Mesela Batuhan! Ben bu çocuktan hiçbir şey beklemiyorum. Ama inşallah hepimizi utandırır. Çünkü fiziği kondisyonu çok müsait. Ama bu iş için hiçbir çaba sarf etmiyor.

Yıllardır objektifin arkasından belki yüz binlerce fotoğraf çektiniz. Hiç bu kareyi bir daha çekemem dediğiniz bir kareniz var mı? Onu da bize verirsiniz artık! (Gülüyor)

Alpay ile bir röportaj yaptık. Alpay'ı ben küvete soktum. Fulya'dayız. Alpay'ın evi de orada zaten. Bir iş yapalım dedim. Bir Avrupa dergisinde görmüştüm. Aynısını Alpay'a uyguladım. Küveti köpük ile doldurdum. Eline bir şampanya kadehi. Ertesi gün gazetede çok büyük verildi. Tabii olay oldu. Alpay'ında meşhur dönemleri. Daum Beşiktaş'ın başında. Ertesi gün gazeteyi kesiyor. Altına da 0900'lü bir numara yazıp. Soyunma odasına astırıyor. ( Gülüyor) Ertesi gün Alpay beni aradı; "Ağabey mahvoldum. Bütün takım dalga geçiyor" Tabii fotoğraf orijinal küvet köpük dolu,Alpay'ın elinde gül ve şampanya kadehi. Böyle komedi bir fotoğraf. Sonra dedim ki seni çekemiyorlar. Beşiktaş camiası da biraz ağır olduğundan bazı yerlerden telefon açıyorlar. "Erkek adama yakışır mı bu pozlar" diye Alpay'ı arıyorlarmış.

Diyorlar ki Vahap Hacıoğlu ilk gördüğü futbolcuyu anında anlar. Beşiktaş'a yarar sağlar mı sağlamaz mı anlarmış. Bunun sırrı var mı?

Sağ olsun arkadaşlar abartmış. Ama yirmi yıldır bu işi yapıyoruz. Hal ve hareketlerinden bu işi çözüyorsunuz. Camiaya uyumunu, taraftarın sevip sevmeyeceğini anlıyorsunuz. Ama bu çok iyi orta sahadır diyemem.

Peki Beşiktaş'ta gördüğünüz eksiklikler neler?

Beşiktaş'ta bir bölünmüşlük var. Misal Yıldırım Başkan'a karşı olanlar Beşiktaş'ın menfaatini istemiyorlar. Süleyman Seba'ya karşı olanlarda vardı. Ama Beşiktaş'ın menfaatleri her zaman ön plandaydı. Ama şu an yapılan muhalefet sadece Beşiktaş'a zarar veriyor.

Beşiktaş'ta bu işler diğer camialarda olduğu gibi neden olmuyor? Neden bu işler gizli bir şekilde yürütülmüyor?

Olması gereken yapılmıyor. Misal geçen sene yaşanan kaptanların kavgası basına sızdırılmamalıydı. O işte ben Sinan Engin'i doğru bulmuyorum. O iş ört bas edilmeliydi. Kavga her zaman olur. Geçmişte de olmuştu. Ama bunu basına vermeyeceksin. Basına sızsa bile yalanlayacaksın. Bu işi kapatacaksın. Sanki olay bilerek basına duyuruldu. Bunun için özel bir çaba sarf edildi. Sen içeride cezanı ver bu işi kimseye hissettirme. Bir de olay kapandıktan sonra kaptanlığı bu futbolculara geri vereceksin. Bu da ayrı bir yanlıştı. Delgado,Nobre bu takıma ne kadar kaptanlık yapabilir. Yabancıdan kaptan olmaz. Çocuklar kötü değil ama dediğim gibi yabancıdan kaptan olmaz.

Peki Beşiktaş'taki gördüğünüz en büyük yanlışlık nedir?

Bir defa şu anda yapılanları anlamak gerçekten çok zor. Şu anda her şey Beşiktaş'ın menfaati yerine tamamen ranta döndü. Medya'dan,taraftarına,muhalefetine kadar herkes rant peşinde. Beşiktaş ile alakası olmayan tipler sadece rant için camiaya yanaştı. Beşiktaş artık bunları aşmalı ve caima olarak büyük düşünmeli.

Beşiktaş'ın o eski günlerine dönmesi için ne yapması gerekli?

Bir defa dışarıda olanlar elini taşın altına sokması lazım. Tabii camianın çok önemli şahsiyetleri küstürüldü. Bu insanlar bekledikleri saygıyı göremediler. Bu insanlara gereken önemi vermediler. O kadar ki çok önemli insanları locasından attırdın. Yani bu adamların zaten hiçbir menfaati yok! Niye bu adamları küstürürsün. Çok değerli insanlar bunlar. Bir de çok kilit noktada çok önemli Beşiktaşlılar var. Misal bugün Cumhurbaşkanı Beşiktaşlı. Ama maalesef biz Beşiktaş camiası olarak bunları kullanamıyoruz. Misal Serdar Bilgili dönemi. İbrahim Altınsayların,Yıldırım Başkan'da o dönemde yönetimdeydi. O zaman camia bir birik yakaladı ve şampiyon oldu. O zaman Fenerbahçe ve Galatasaray gerçekten çok korktu ve medya da hemen iki büyük tezgahı dönmeye başladı. Tabii bu tezgahı bozacak yine Beşiktaş kulübüdür. Ama sen on iki yılda bir iki şampiyonluk alırsan bu iş olmaz. Herkesin şapkasını önüne alıp düşünmesi lazım. Misal takım başarılı iken her şey çok daha güzel. O zamanlar bizim için Fenerbahçe maçları çok eğlenceliydi. Her maç dört beş olurdu. Hatta hiç unutmuyorum. Müjdat ile Schumacher birbirine girmişti üçüncü golden sonra! Şimdiki duruma bakar mısınız?


Peki madem ortada medyada dönen böyle bir tezgah var veya vardı. Bu suç Beşiktaş'ın değil mi?

Kesinlikle Beşiktaş medyada zayıf kalıyor. Ben her zaman şunu söylerim. Vedat ağabey bir büyük gazetede çalışırken işine son veriliyor. Sen Beşiktaş olarak tepki göstermiyorsun. Bu olacak iş mi! Gidip en sert tepkini koyacaksın. Misal Kazım ağabey severler sevmezler. Allah rahmet eylesin. Beşiktaş'ı gündemde tutan kişiydi. Kazım ağabey birebir kavga bile ediyordu. Herkesten çok televizyonda onu görüyorduk. Başkan'dan çok açıklama yapıyordu. İşte bu tür adamları desteklemen lazım. Misal Fenerbahçe müdürleri hep destekledi. Hep bizden olsun diyorlardı. Şimdi baktığınızda müdürlerin hangi takımı tuttuğu açık değil mi! Bizde tam tersi kendi yazarını kovdurmaya çalışıyor. Kendi muhabirini aşağlıyor. Seni vitrine çıkartan bu adamlar böyle saçmalık mı olur? Yönetim medyasına sahip çıkmıyor.

Bana zaman ayırdığınız için teşekkür ederim. Asıl ben teşekkür ederim.

Röportaj: Serkan Üstüner

serkanustuner@kartalhaber.com

GALERİ
(resimleri büyütmek için resimlerin üzerine tıklayın)

Kartal Yiğit Röportajı


Kartal Yiğit Röportajı


Kartal Yiğit Röportajı


Kartal Yiğit Röportajı



61150 defa okundu
2009-07-05 20:53


Habere verilen 32 oya göre %56 iyi [Haber PuanlamasıHaber PuanlamasıHaber PuanlamasıHaber PuanlamasıHaber PuanlamasıHaber Puanlaması]