BAŞINIZ GÖĞE ERDİ Mİ?
Hürser Tekinoktay Beşiktaş'tan ihraç edildi.
rahatladınız mı?
Beşiktaş'ın içinde bulunduğu tabloya itiraz eden, yıllardır kulübün öz kaynak düzenini, Fulya meselesini ve Beşiktaş'ın geleceğini savunan isimlerden biri daha kapının dışına konuldu.
Belki de bazıları için güzel haber.
Çünkü artık Hürser Hoca konuşmayacak!
Öyle mi?
Bence asıl mesele tam da burada başlıyor.
Hürser Tekinoktay'ı yıllardır tanırım.
Teknik direktörlük yaptı.
Ama onu yalnızca "eski teknik direktör" diye anlatmak büyük haksızlık olur.
Futbolu bilen, futbolun içinden gelen, Beşiktaş altyapısına kafa yoran bir emekçiydi.
Süleyman Seba'nın güvendiği isimlerden biriydi.
Fulya Şan Ökten Tesisleri'nde onu çok gördüm.
Tozun, toprağın içinde...
Sahaların kenarında...
Çocukların arasında...
Beşiktaş'ın geleceğini arayan insanlardan biriydi.
Metin-Ali-Feyyaz kuşağından sonra Sergen Yalçın, Nihat Kahveci ve daha nice genç yeteneğin yetişmesi için kafa yoran isimlerden biriydi.
Dünya futbolunun önemli teknik adamlarından John Benjamin Toshack'ın da fahri danışmanıydı.
Toshack'ın basın mensuplarına söylediği şu söz hâlâ aklımda:
"Futbolu benden daha iyi bilen harika bir adam."
Böyle bir adamdı Hürser Tekinoktay.
Sonra Süleyman Seba gitti.
Ve Beşiktaş'ta rüzgar tersine döndü.
Kulübün yönetim anlayışı değişti.
İnşaatçılar, rantçılar, yandaşlar, grup ve dernek hesapları Beşiktaş'ın önüne geçmeye başladı.
Fulya için "Kule yapılacak, Beşiktaş kurtulacak" denildi.
Anlatıldı.
İkna edildi.
Herkes umutlandı.
Ama Hürser Hoca ikna olmadı.
"Olmaz böyle şey" dedi.
"Burası bizim semtimiz. Burası bizim evimiz. Peki karşılığında ne alıyoruz?"
Soruyordu.
Sormaya devam etti.
Ve sonunda teknik direktörlüğü bıraktı.
Çünkü onun için mesele artık saha değildi.
Mesele Beşiktaş'tı, davanın ismi Fulya'ydı.
Hürser Tekinoktay, Fulya projesinin Beşiktaş'ın menfaatlerine uygun olmadığını savundu.
Bir avuç Beşiktaşlıyla birlikte mücadeleye girişti.
Mahkeme kapılarına gitti.
Yıllarca süren bir hukuk mücadelesinin içinde kaldı.
Kendisinin anlattığı ve kamuoyuna yansıyan süreçte çeşitli baskılara ve bol sıfırlı tekliflere rağmen geri adım atmadı.
Ve sonunda hukuki mücadelede önemli sonuçlar elde etti.
Beşiktaş'ın zarara uğratıldığı iddialarıyla açılan davalarda kulüp lehine kararlar çıktı.
Peki sonra?
Koca bir sessizlik.
O dönem yöneticilerin ve başkanların yapması gerekenler tartışılırken, camianın büyük bölümü seyretmeyi tercih etti.
Hatta kazanılmış hukuk mücadelelerinin bile üzeri zamanla örtüldü.
Çebi yaşıyor; bir sorun neden kazanılmış hakları görmezden geldi!
Hürser Hoca bir şey daha söyledi
Hürser Tekinoktay'ın yıllardır söylediği bir başka söz vardı:
"Biz güçlüyüz. Birlik olursak Beşiktaş kurtulur."
Aslında formülü çok basitti.
İyi organizasyon.
Kurumsallaşma.
Ve on binlerce Beşiktaşlının kulübün geleceğinde aktif rol alması.
Sonra başkanlığa aday oldu.
Ama Beşiktaş'ın yıllardır alıştığı kavga, algı, grupçuluk ve dedikodu düzeni onun önüne geçti.
Sandık başka şey söyledi.
Bugün geldiğimiz noktada ise Beşiktaş'ın borcu, yönetim krizleri ve kurumsal sorunları ortada.
Başkanlar değişti.
Yönetimler değişti.
Söylemler değişti.
Ama borç büyüdü.
Şimdi soruyorum:
Hürser Tekinoktay'ın Beşiktaş'tan ihraç edilmesi kulübün hangi sorununu çözecek?
Borcu mu azaltacak?
Kurumsal yapıyı mı düzeltecek?
Altyapıyı mı ayağa kaldıracak?
Fulya'nın hesabını mı kapatacak?
Beşiktaş'ın vatandaşın parasını hortumyalan sponsorluklarda kaybolan itibarını mı geri getirecek?
Yoksa sadece muhalif bir sesi mi susturmuş olacağız?
Asıl üzerinde düşünülmesi gereken budur.
Çünkü Beşiktaş'ın sorunu, Hürser Tekinoktay'ın yüksek sesle konuşması değil.
Beşiktaş'ın sorunu, yıllardır doğru soruların sorulmaması.
Şimdi bazıları "Neden ihraç edildi?" diye soruyor.
Benim cevabım belli.
Hürser Tekinoktay, Beşiktaşlı olduğu için ihraç edildi demiyorum.
Bunu söylemek için resmi gerekçeyi ayrıca tartışmak gerekir.
Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim:
Hürser Hoca, Beşiktaş'ın alışılmış düzenine itiraz eden bir isimdi.
Çünkü o, "susalım, bekleyelim, yönetim bilir" diyenlerden olmadı.
Fulya konusunda susturulamadı.
Kulübün yönetim biçimine itiraz etti.
Altyapıyı savundu.
Kurumsallaşmayı savundu.
Beşiktaşlının kulübüne sahip çıkmasını istedi.
Ve bunun bedelini yıllarca ödedi.
Şimdi de ihraç kararıyla karşı karşıya.
Daha da ilginci...
Hürser Tekinoktay, hakkında düzenlenen ihraç tutanağına yanıt bile vermedi.
Belki yoruldu.
Belki "Artık çok geç" dedi.
Belki de hiçbir savunmanın, yıllardır yaşananları anlatmaya yetmeyeceğini düşündü.
Ama ben başka türlü okuyorum.
Belki de son mesajını sessizliğiyle verdi.
Çünkü bazen insanın söyleyeceği son söz, söylememeyi tercih ettiği sözdür.
Bugün Beşiktaşlıların kendisine sorması gereken soru Hürser Tekinoktay'ın neden ihraç edildiği değil.
Asıl soru şu:
Biz bu kulübü nereye götürüyoruz?
Süleyman Seba'nın bıraktığı Beşiktaş'la bugün konuştuğumuz Beşiktaş arasında neden bu kadar büyük bir mesafe var?
Neden Beşiktaşlılar kendi kulübünün geleceğinde yeterince söz sahibi değil?
Hürser Tekinoktay'ın mücadelesinin bütün ayrıntılarına katılabilirsiniz, katılmayabilirsiniz.
Yöntemlerini eleştirebilirsiniz.
Ama bir şeyi teslim etmek zorundasınız:
Adam yıllardır Beşiktaş için mücadele ediyor.
Bugün Hürser Tekinoktay'ı ihraç edenler belki kendilerini başarılı hissediyordur.
Belki "Önemli bir sorun daha çözüldü" diye düşünüyorlardır.
Ben öyle düşünmüyorum.
Çünkü Beşiktaş'ın asıl sorunu Hürser Tekinoktay değil.
Asıl sorun, yıllardır Beşiktaş'ın öz değerlerinden uzaklaşmasıdır.
.png)


.png)
.png)
.png)
.png)



.png)
.png)

.png)
.png)
.png)
.png)
.png)
.png)
.png)