Büyüklere masallar

Kartalhaber yazarı Eray Erdal'dan müthiş köşe yazısı

BÜYÜKLERE MASALLAR

Beşiktaş taraftarı gerçekten vefasız mı?

Şenol Güneş’e son maçta yapılanlar çok mu ayıp?

Bu soru burada dursun,

Biz bir masal ile yola devam edelim...

Köyün birinde bir aile yaşarmış,

Çocuğun annesi ve babası onu çok severmiş,

Her ebeveyn gibi onu ilk doğduğu andan itibaren

El bebek, gül bebek büyütmüşler.

Çocuğun okul dönemlerindeki tüm başarılarında

Her ailede olduğu gibi onların da emeği varmış,

Fakat zaman içerisinde bazı şeyler değişmeye başlamış,

Önce babası garip işlerin içine girmiş,

Önce ailece yaşadıkları evi satmışlar

Sonra evin içindeki tüm değerli eşyalar da satılmış,

Artık evin içinde oturacak bir koltuk ve yatakları kalmış

Tüm bunlar olurken de,

Babanın sahibi olduğu şirket garip bir şekilde büyüme başlamış

Küçük bir sahil kasabasında köy evleri inşa eden baba

Birden ülkenin önde gelen inşaat firmalarından biri olmuş

Dileği zaman kral ile görüşür, dilediği zaman vezir ile görüşür olmuş.

Babasının kendi işi büyürken, aile borç batağına takılıp kalmış.

Evin çocuğu artık çalışacak yaşa gelmiş olduğu için

O da eve destek olmak amaçlı annesinin diktiği elbiseleri satıp

Eve destek olmak amaçlı elinden ne gelirse yapmaya başlamış.

Bir iki sene de bu şekilde yaşayıp hayata tutunmaya çalışmışlar ana oğul,

Fakat evin babası iyice zıvanadan çıkıp

Annenin el emeği ile ördüğü,

Çocuğun pazarda sattığı elbiselerden gelen paralara da el koymaya başlamış.

Anne artık dayanamaz duruma gelmiş,

Sinirleri bozulduğu için, sürekli elbiseleri hatalı diker olmuş

Elbiseler de hatalı olunca çocuk bunları pazarda satamamaya başlamış.

Yine de çocuk annesini çok severmiş,

Her hatasından sonra bile,

Geceleri yatmadan annesine “3” kere sarılıp onu öpermiş.

Babası da bunları görüp, onları hep kıskanırmış

İçinde de “ Yahu, bu evin reisi benim, bir kere bile bana “3” kere sarılan olmadı” dermiş .

Anne ve çocuk tüm bunlara rağmen,

Bu şekilde yaşamaya razılarmış, fakat babası iyice garipleşmeye başlamış.

Artık anne ve çocuğun kazandığı paralara sadece babası değil,

Babasının akrabaları da el koyar olmuş.

Bir akşam babanın bir akrabası gelip paraları alıyormuş,

Diğer akşam babanın başka bir akrabası gelip paraları alıp gidiyormuş.

Dikkati ve düzeni dağılan annenin de hatalı diktiği elbiselerin sayısı iyice artmış

Eskiden ülkenin en güzel elbiseleri diken annenin diktiği kıyafetler

Artık para etmez olmuş.

Anne bu durumdan kurtulmak için elinden geleni yapmış yapmasına ama

Bir türlü kendine gelemiyormuş.

Artık oğlunun ona gelip “3” kere sarılması bile onu motive etmiyormuş.

Anne, babanın ve akrabalarının yaptığı tüm kötülüklerin farkındaymış ama

Ailenin adı köyde kötüye çıkmasın diye hiç sesini çıkartmıyormuş.

Günlerden bir gün annenin canına tak etmiş,

Ölüm hariç hiç bir şey bizi ayıramaz dediği çocuğunu düşünmeden

Yan krallığın en zengin adamı ile gizli gizli görüşmeye başlamış

Aralarında bir aşk yokmuş ama yeni adam çok zenginmiş

Ve anneye en güzel kumaşları alacağına söz vermiş.

Artık dayanamayan anne ile o zengin adam bir gece aniden evlenmişler,

Hem de eski evliliği devam ederken.

İşin garip yanı, evin babası da tüm bu olan biteni biliyormuş

Ve karısından sıkıldığı için hiç ses çıkartmıyormuş

Hatta ve hatta anne ve zengin adamın buluşmalarını bizzat kendisi ayarlıyormuş.

Çünkü yaptığı plana göre,

Eğer anne o zengin adam ile evlenirse, zengin adam işi bırakacak

Baba da o zengin adamın yerine o şirketin başına geçecekmiş.

Masal bu ya,

Evin çocuğunun bu olan bitenden hiç haberi yokmuş

Aslında sağda solda bazı şeyler duyuyormuş

Ama annesine o kadar güveniyormuş ki

Yine her gece eve koşarak gelip

Annesine “3” kere sarılıyormuş.

Neyse, kısa keselim

Bir gün zengin adam eve çıka gelmiş ve

Anneyi bir kaç ay sonra alıp artık kendi evine götüreceğini söylemiş,

Çocuk önce şok olmuş,

Annesinin gözlerinin içine bakmış

Ondan ufacık da olsa bir açıklama beklemiş

Ama anne sadece susmuş...

Gece olunca anne odasında oğlunun gelip

“3” kere sarılmasını beklemiş,

Tabi ki çocuk gelmemiş...

Çocuk odasında sabaha kadar ağlamış

Ve sabah olunca da yüreğine taş basarak

Annesine gidip

“Annecim, bir kaç ay beklemene gerek yok,

Lütfen bugün eşyalarını topla ve

O adamın evine git” deyivermiş.

Buna sinirlenen anne de oğluna

Sen de ne vefasız çıktım bre evlat demiş...

Bu masal da burada bitmiş.

Bu masalı anlayanların kafasına “3” elma düşmüş,

Anlamayanlar ise

“Yahu çocuk da ne vefasız çıktı” diye söylenmeye devam etmiş...

Siyah Beyaz Aydınlık Günlerde Görüşmek Üzere

Eray Erdal