Kalem ve kağıtsız ilk ders

Ünlü scout Seçuk Avcı, Beşiktaş'ı kartalhaber okuyucuları mercek altına aldı.

Kalem ve kağıtsız ilk ders


Ligin ilk maçı ve Beşiktaş Süper Lig tarihinde ilk kez ligin açılış haftasında kalesinde 3 gol
görüyor. Buna da ek olarak lig tarihindeki açılış maçlarında en ağır yenilgisini alıyor (Kaynak:
OptaCan)


Bir öğrenci düşünün, aslında çok zeki ve sınıf birincisi olması işten bile değil, fakat çocuğun
velileri çocuğa ne doğru dürüst kitap, defter, kalem ve kağıt alıyorlar. Ne de okula zamanında
yolluyorlar, kahvaltı etmeden gelmesi de cabası. Sınıf öğretmeni idare etmeye çalışsa da, o da
bir yere kadar, derken potansiyelli çocuk sorumsuz anne ve baba yüzünden çürüyüp gidiyor.

Beşiktaş‘ın şu anki durumu bana o çocuğu hatırlatıyor. Her daim lig birinciliğine oynayabilecek
Beşiktaş ilk haftaya sorunlarla başlatılıyor. Transferler geç yapıldı, üstelik daha yapılacak
olanlar var. Hazırlık kampı nasıl geçtiyse artık, o dönemin maçlarında (gençlerin oynadığı
Panathinaikos maçı hariç) golümüz yok. Hadi yükleme olmuştur dedik, Beşiktaş - skordan
bağımsız – son yarım saatte maçı bıraktı. Belki sistem değişikliği sıkıntı yaratmıştır dedik, onun
da derdi belli ki hala devam ediyor.

Dön dolaş, ne yönetim, ne idari heyet ne de oyuncular ilk haftaya hazırlanamamış. Sıfır ders
hazırlığıyla Beşiktaş dahi olsan sınavda çakarsın. Hemde öyle böyle değil. Utku’nun ve Ruiz’in
hamleleri olmasa maç daha da farklı bitebilirdi.

Ya hiç mi olumlu birşey yok derseniz – yok… maalesef yok derim. Yani belki son çeyrekte Utku,
Güven, Orkan ve Umut’lu bir onbir olabilir ama maç bitmişti artık. Kaldı ki Güven belki de en
kötü Beşiktaş maçını oynadı. 90 dakikada salt iki şut atmış kaleye. Biri engellenmiş, diğerini de
ters ayakla dışarı vurmuş. Hani dersin ki belki diğerlerine hazırlık pası atmıştır falan, e o da
değil, lakin kaleyi bulan toplam şut sayımız üç. Dorukhan ve Adem’in uzaktan attığı şutlar ve
çaprazdan Quaresma. Burda belli ki sadece forvet eksikliğiyle açıklanamayacak ciddi bir sıkıntı
var. Sıkıntının bir diğeri de dizilişimizdeydi bence. Orta çizgiden sonra duvara toslayan bir
yapıda oynadık. Kuşkusuz burda Sivas’ın alan daraltıp sert oyunu da etkendir ama Beşiktaş
üretemedi. Hatlar arasındaki mesafe uzun kaldı. Pas bağlantıları işlemedi. Genel anlamda oyun
şablonuyla oyuncu tercihleri de uyumlu değildi. Medel 4-1-4-1’in defans önündeki adamı değil
mesela. Hoca inatla oraya adam istemiyormuş falan ama Atiba’nın kafa kağıdına bakmasını
rica edeceğim. Üstelik Atiba şu an sakat. Maçı izlerken, ya sanki Oğuzhan mı girse diye bir sürü
Beşiktaşlı olmuştur. Girdikten beş dakika sonra belli oldu ki, Ozzy’de ayaklar olmayınca eller
oynamaya başlamış. Hoca bu sisteme inat edecekse oyuncularını da ona göre belirleyecek. Ha
yok eldeki malzeme bu kalacaksa ona göre sistem ayarını yapacak. Bu şekliyle işlemesi çok zor.

Şimdi şunu diyebilirsiniz, e biz daha çok pas yapıp topa daha çok sahip olduk. Öyle tabii ki
haklısınız, ama en çok top yapanın yeni transfer Victor Ruiz olmuş, çok sükür geriden oyun
kuran oyuncum oldu diye de düşünebilirsiniz (ki çok şükür) fakat en çok pas alışverişini Vida ile
yapmış. Ardından Caner ve Gökhan. Yani yaptığımız paslar defanstaki al gülüm ver gülüm,
ilerden kim gelip topu alacak canım benim pas trafiği.

Bu takımın alenen eksiklikleri var. Allah’tan sağ ve solbekler hazır kıta. Defans bu anlamıyla
tamamlanmış gözüküyor. Sol açığa adam bakıldığını sağır sultan duydu. Forvet gıdıklaması da
mevcut. Hadi orta sahayı da sistem ve dizilişle çözdük diyelim es geçelim. Bunların hepsinin
gelip oturması ve işlemesi en az 4. haftayı bulur. Dördüncü hafta sonunda durumumuz ne olur
bilemem ama durumumuzu betimleyen bir Oğuz Atay sözüyle bitirelim – ‘Beklenen geç
geliyor, geldiği zaman da insan başka yerde oluyor.‘