FEDA

110. Yıl kadrosunun kaderiydi FEDA. Camia iyice tükenmiş, yönetimsel hatalar saha içine yansımış, gelenlerin geldikleri gibi gitmediği en kötü zamandı belki. İçeride tam bir kargaşa hâkimdi. 

Kulüp borç batağında, bakkala bile veresiye yazılmış, tesislerde koltuklar bile çürümüştü. Stadyumda ses vardı, görüntü yoktu. Hoş şimdi görüntü var lâkin ses yok o da ayrı bir konu. Camiayı ayakta tutan tek şey, saha içinde yoklukla var olmuş olan mücadele ve dönemin teknik direktörlerinin menemen ile başlayan ve sonrasında umuda dayalı sözlerle kurulan cümleleriydi. İşte o günlerden bu günlere çok şey değişti. Kulübün yokluk içerisinde ama camiasına olabildiğince dürüst olduğu FEDA dönemi artık bitmiş, geçen 4 buçuk sene onca başarı hikayesiyle doldurulmuş, unutulmaz maçlar, harika anılar, kupalarla bezenmiş, fotoğraflar arşivlemişti Beşiktaş. Yokluk içerisinde geçen ama camiasına olabildiğince dürüst olduğu FEDA dönemi artık bitmişti. 

Her güzel serüven bir bitiş öyküsüne mecburdur. Beşiktaş'ın bu serüveni, Geçen sezon Telekom Arena’da oynanan Galatasaray maçı ile bitmişti aslında. O maçın öyküsü, yeni bir FEDA döneminin ayak sesleriydi. O günün akşamı “Yeni feda dönemine hazır mısınız?” dediğimizde, işitmediğimiz laf kalmasa da, gelinen nokta Feda’nın bile ötesinde. Beşiktaş eriyor. Beşiktaş kişisel restleşmelerin gölgesinde çaresiz bırakılıyor. Bu camia 2. FEDA dönemini kaldırır kaldırmasına da, taraftarın tek isteği 1. FEDA döneminin dürüstlüğü aslında. Beşiktaş'a yazık oluyor... Bilmem anlatabildim mi?


ŞAFAK MALATYA