Vazgeçiş

Bazı maçlar vardır, neticesinde sadece 3 puan almazsınız. Beşiktaş, dün kazandığı 3 puan ile geçtiğimiz hafta kazandığı derbi müsabakasının tesadüften ibaret olmadığını kanıtladı. Beşiktaş bu galibiyet ile onu yerden yere vurmak, Galatasaray şovenizmi ile derbi maçını Beşiktaş’ın başarısından çok, Galatasaray’ın formsuzluğuna yormak için hazır bekleyen bir takım eğreti yorumların önüne geçmiş oldu.

Zor oldu. Abdullah hocanın, bu kadronun 4-1-4-1 oynayamadığına kanaat getirmesi, Beşiktaş’a resmen yönetim değiştirtti. Hoca, 2 haftadır doğru oyuncu grubu ve doğru dizilişle oyunun büyük bölümünde topu koşturarak oynuyor. Abdullah hocanın elinde 4 sene boyunca ilmek, ilmek işlenmiş bir maden var. Hocanın idealist olması güzel de sorun aslında madenden ziyade, madenin konumunda. Maden, uçurumun kenarında. Beşiktaş’ta kuruşun hesabının yapıldığı şu günlerde idealist olmak yerine, mevcut üzerinden maksimum verim sağlamak gerek. Hoca, saha dışı tepkilerine pek kulak asmasa da, haftalardır saha içerisinde ki isyana kulak verip, 18 içerisinde dahi pas yaptığı sığ ve sıkıntılı oyun düzeninden vazgeçerek Beşiktaş’a tabela yaptırmaya, kasaya da para koymaya başladı. Kısacası bu vazgeçiş, hem hocaya hem de Beşiktaş’a yaradı. Oyuncuların kendi pozisyonlarında bildikleri oyunu oynaması, takımın performansını ve oyunun seyir zevkini bir anda üst düzeye taşıdı.

Özgüveni yerine gelmiş bir Beşiktaş, Ocak ayına kadar minimum puan kaybı ile gider, devre arasında saha içi kalitesini biraz daha yükseltirse, bu ligi ilk 2 içerisinde çok rahat bitirir.    


ŞAFAK MALATYA