Çekirgae bu kez sıçrayamadı! Beşiktaş'ı bu ligden soğutmayın!

Gazeteci Burhan Akdağ'ın köşe yazısı:

Çekirgae bu kez sıçrayamadı! Beşiktaş'ı bu ligden soğutmayın! 

Dün akşam Beşiktaş’ın Alanyaspor maçını izledim.

Beşiktaş bu sezon ilk kez gol yedi, ilk kez mağlup oldu.

Ama beni asıl düşündüren mağlubiyet değil.

Çünkü futbol bu… Kazanırsın, kaybedersin, berabere kalırsın. Bunların hepsi oyunun içinde.

Ben birkaç hafta önce bir yazımda şöyle demiştim:

“Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üç sıçrar…”

İşte o çekirge bu kez Alanya’da sıçrayamadı!

Sıcaktan mı, nemden mi, yorgunluktan mı bilemem…

Ama bildiğim bir şey var: Beşiktaş son dört-beş maçtır inanılmaz bir presle, mücadele gücüyle, seyir zevki yüksek bir futbol oynuyor. Sahada koşan, basan, rakibini bunaltan bir takım var.

İzlerken keyif alıyorsunuz.

Ama ne yazık ki şimdilik sadece keyif alıyoruz!

Çünkü futbol yalnızca güzel oynamakla bitmiyor. Sonuç almak gerekiyor.

Fakat Alanya maçında başka bir mesele daha vardı.

Hakemler!

Ben yıllardır futbol izliyorum. Yıllardır Beşiktaş’ı takip ediyorum. Böyle maçlardan sonra artık “Hakem hata yaptı” deyip geçmek istemiyorum.

Benim gördüğüm kadarıyla Alanya’da Beşiktaş’ın emeği hakem kararlarıyla ciddi biçimde zarar gördü.

Sadece orta hakemden söz etmiyorum. Hakem üçlüsü, VAR sistemi ve karar mekanizmasının bütünü tartışılmalı.

Orta hakem zaten maçın kontrolünü sağlamakta son derece etkisiz kaldı.

Beşiktaş’ın oyuna ağırlığını koyduğu, pres yaptığı, mücadele ettiği anlarda verilen ya da verilmeyen kararlar insanın aklına ister istemez aynı soruyu getiriyor:

Bu Beşiktaş daha ne yapacak?

Benim asıl kızgınlığım da burada başlıyor.

Çünkü birkaç yıldır Türkiye Futbol Federasyonu ve hakem yönetimleri konusunda Beşiktaşlıların yaşadığı güvensizliğin ortadan kalktığını düşünmüyorum.

Tam tersine…

Aynı tas, aynı hamam!

Sezon değişiyor, futbolcular değişiyor, teknik direktörler değişiyor, federasyonlarda isimler değişiyor ama Beşiktaş taraftarının hakemlerle ilgili şikâyeti değişmiyor.

O zaman ben de Serdal Adalı’ya sesleniyorum:

Başkan, masaya yumruğunu vur!

Önce yönetim kurulunu topla.

Bu işin nereye gittiğini konuşun.

Gerekirse ardından olağanüstü genel kurulu toplayın.

Kongre üyelerine sorun.

Ben bir Beşiktaş taraftarı, kongre üyesi ve Divan Kurulu üyesi olarak kendi adıma söylüyorum:

Böyle bir düzende yarışmak istemiyorum!

Gerekirse en uç seçeneği bile tartışalım.

Ligden çekilmeyi bile konuşalım!

Evet, yanlış okumadınız.

Bırakalım kim şampiyon olacaksa olsun!

Biz Avrupa’ya bakalım.

Türk hakemlerinin yönettiği organizasyonlarda sürekli aynı tartışmaları yaşayacaksak, enerjimizi Avrupa’ya verelim.

Hiç olmazsa orada maç bittiğinde futbolu konuşalım.

Presi konuşalım.

Pozisyonu konuşalım.

Golü konuşalım.

Futbolcuyu konuşalım.

Her maçın ardından hakemi, VAR’ı, verilmeyen faulü, gösterilmeyen kartı konuşmaktan bıktık!

Bir başka konu da Trabzonspor…

Ben sezonun gidişatına baktığımda Trabzonspor’un şampiyonluk yarışında özellikle öne çıkacağını düşünüyorum. Hatta benim kişisel kuşkum çok daha ileri: Sezon sonunda şampiyonluğun Trabzonspor’a doğru gideceğini düşünüyorum.

Geçmişte Fenerbahçe-Trabzonspor ekseninde yaşanan şike tartışmaları ve yıllardır bitmeyen kupa polemiği hâlâ Türk futbolunun üzerinde duruyor.

Bugün yapılan büyük transferlere ve oluşan atmosfere baktığımda ister istemez şunu düşünüyorum:

Acaba geçmişin hesabı bugün mü kapatılmak isteniyor?

Bunun kanıtlanmış bir gerçek olduğunu söylemiyorum.

Ama bir futbolsever olarak gördüğüm tablo bende böyle bir kuşku yaratıyor.

Ve eğer daha sezonun başında taraftarda böyle bir güvensizlik oluşuyorsa, asıl büyük problem zaten budur.

Çünkü futbolun yaşayabilmesi için önce adalete inanmanız gerekir.

Sahaya çıkarken “İyi oynarsam kazanırım” diyebilmelisiniz.

“Acaba bugün hakem ne yapacak?” diye düşünüyorsanız orada futbolun tadı kaçar.

Beşiktaş dün kaybetti.

Olabilir.

Beşiktaş yine kaybeder.

O da olabilir.

Ben mağlubiyete kızmam.

Kötü oynarsın, rakibin senden iyi oynar, çıkar seni yener. Elini sıkar, tebrik ederim.

Ama Beşiktaş’ın sahadaki emeğinin hakem kararlarının gölgesinde kalmasına tahammül edemiyorum.

Çünkü bu takım mücadele ediyor.

Koşuyor.

Basıyor.

Formasını terletiyor.

Taraftar da bunun karşılığında tek bir şey istiyor:

Adalet!

Beşiktaş’a ayrıcalık istemiyoruz.

Beşiktaş lehine hata yapılsın da istemiyoruz.

Sadece adil yönetim istiyoruz.

Çok mu şey istiyoruz?

O yüzden Serdal Adalı’ya bir kez daha sesleniyorum:

Başkan, bu kez sadece açıklama yapmak yetmez.

Yönetimini topla.

Gerekirse genel kurulu topla.

Beşiktaş camiasına sor:

“Bu şartlarda bu ligde devam etmek istiyor musunuz?”

Benim oyum belli.

Ben böyle bir futbol düzeninde yarışmak istemiyorum.

Varsın kupayı kim istiyorsa alsın.

Biz Avrupa’ya gidelim.

Orada mücadelemizi verelim.

Kazandığımızda sevincimizi, kaybettiğimizde hatamızı konuşalım.

Ama yeter ki futbol konuşalım.

Çünkü Beşiktaş yenilebilir.

Beşiktaş kötü de oynayabilir.

Beşiktaş şampiyon da olamayabilir.

Bunların hepsi kabulüm.

Ama benim kabul edemediğim tek şey var:

BEŞİKTAŞ’IN EMEĞİNİN MASADA YA DA DÜDÜKLE HEBA EDİLDİĞİ ŞÜPHESİYLE FUTBOL İZLEMEK!

Çekirge bir sıçradı…

İki sıçradı…

Üç sıçradı…

Alanya’da sıçrayamadı.

Ama kimse unutmasın:

Mesele çekirgenin sıçrayamaması değil; mesele, Beşiktaş’ın önüne her seferinde başka bir engel konulduğu duygusunun artık bu camianın içine yerleşmiş olmasıdır.

Ve o duygu, bir mağlubiyetten çok daha tehlikelidir.

EN ÇOK İZLENEN VİDEOLAR
youtube kanalımıza abone olun