Vicenzo Italiano neden topa tutuldu?

Başta Güntekin Onay olmak üzere spor medyasının beşiktaş Teknik Direktörü Vicenzo Italiano'yu sert sözlerle eleştirmesi tartışma konusu oldu.

Futbol ekranlarında değişmeyen ezber yine devrede: Kazanan teknik direktör dahi, kaybeden suçlu. Güntekin Onay’ın Vincenzo Italiano eleştirileri, skora göre şekillenen yorumculuğu yeniden gündeme taşıdı.

Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi play-off turunda Kauno Zalgiris’i 3-0 mağlup etti. Üç gün sonra ise Süper Lig’de Alanyaspor deplasmanından 1-0’lık yenilgiyle döndü.

İki maç, futbol yorumculuğundaki değişmeyen refleksi de bir kez daha ortaya çıkardı.

Güntekin Onay, Alanyaspor yenilgisinin ardından haftalardır övgüler yağdırdıkları Vincenzo Italiano’nun bu kez “Süper Lig gerçeğiyle karşılaştığını” söyledi. Onay’a göre mağlubiyet tamamen İtalyan teknik adamın hatalarından kaynaklandı.

Gerekçe de hazırdı.

Kauno Zalgiris karşılaşmasının öne çıkan isimlerinden Amir Murillo ve Junior Olaitan neden yedekti? Italiano neden rotasyon yaptı? Neden ideal 11’ini sahaya sürmedi?

KAZANAN İYİDİR, BERABERE KALAN TARTIŞILIR, KAYBEDEN KÖTÜDÜR

Oysa futbol yorumculuğundaki temel sorun tam da burada başlıyor.

Aynı tercihlerle maç kazanıldığında “geniş kadro kullanımı”, “doğru rotasyon”, “oyuncu yönetimi” ve “teknik adam dokunuşu” olarak anlatılan kararlar, skor tersine döndüğünde bir anda “hoca hatası” haline geliyor.

Türkiye’de özellikle üç büyüklerin maçlarından sonra yıllardır değişmeyen bir denklem var:

Kazanan iyidir. Berabere kalan tartışılır. Kaybeden kötüdür.

Galatasaray kazanırsa oyun planı doğrudur, Fenerbahçe kazanırsa teknik direktör maçı iyi okumuştur, Beşiktaş kazanırsa yeni sistem oturuyordur. Bir hafta sonra aynı takım puan kaybettiğinde aynı oyuncuların kalitesi, aynı teknik direktörün tercihleri ve aynı sistem sorgulanmaya başlanır.

Çözümleyici oyun okuması ise çoğu zaman ikinci planda kalıyor.

Takım rakibin birinci bölge baskısını nasıl kırdı? Orta sahada neden sayısal üstünlük kuramadı? Beklerin konumu hücum yerleşimini nasıl etkiledi? Rakip hangi koridoru kapattı? Üretilen pozisyonların niteliği neydi? Skordan bağımsız olarak takım doğru futbolu oynadı mı?

Bu soruların yerini çoğu zaman tek bir veri alıyor: Skor tabelası.

Muhammed Salah örneğinde de benzer bir tablo var. Trabzonspor formasıyla Başakşehir karşısında iki gol atan Salah, takımının 2-1'lik galibiyetinin yıldızı oldu. Böyle gecelerde futbolcunun kalitesi manşete çıkıyor. Aynı futbolcu birkaç maç gol atamadığında ise “yaşı”, “fizik durumu” veya “Türkiye’ye uyumu” tartışmasının başlaması şaşırtıcı olmayacak.

Çünkü futbol ekranlarında değerlendirme çoğu zaman oyundan skora doğru değil, skordan oyuna doğru yapılıyor.

Önce tabelaya bakılıyor.

Sonra o tabelayı açıklayacak futbol hikayesi kuruluyor.

Beşiktaş kazanırken Vincenzo Italiano’yu övmek, kaybettiği ilk ciddi deplasmanda bütün faturayı Italiano’ya kesmek de bu kısır döngünün son örneği.

Asıl ihtiyaç ise maç bittikten sonra “kim suçlu” arayan yorum değil; skor ne olursa olsun sahada neden o sonucun ortaya çıktığını anlatabilen futbol analizi.

Odatv.com

EN ÇOK İZLENEN VİDEOLAR
youtube kanalımıza abone olun





Kişisel verileriniz Şirketimiz tarafından farklı kanallar veya ilgili mevzuat kapsamında kamu veri tabanları üzerinden ve farklı hukuki sebeplere dayanarak; sunduğumuz ürün ile hizmetleri sağlamak, geliştirmek ve ticari faaliyetlerimizi yürütmek amacıyla toplanmaktadır.

KABUL EDİYORUM ÇEREZ POLİTİKASI